10 Ekim 2018 Çarşamba

Buğu Kitap Yorumu




Merhabalar 

Yorumuma son zamanlarda okuduğum en ilginç kitaplardan bir tanesi diyerek başlıyorum. Nihan Kaya’nı okuduğum ilk kitabı. Bu kitabı da @kitapsokagii sayesinde tanıdım. Yorumunu çok beğenince de okuyup yorumlamak istedim.

Kitap sanki gerçek, sanki de değil.

Akıl hastanesine araştırma yapıp roman yazmak için giden Nihan Kaya’nın yüzüne tüm kapılar kapanır. O da temizlikçi olarak işe başlar. K blokundaki hastaları gözlemler. Gözüne çarpan en farklı hasta Yasef’dir.

Yasef, karısı Nur’u ve arkadaşını öldürmüştür ama neden öldürdüğünü kimse doğru düzgün bilmez.

Yasef Nihan’la konuşmaya başlar ve Nur’u anlatır. Yasef anlatır, Nur ve Yasef yeniden hayat bulur. Roman iki başlıkta ilerliyor. Roman ve Gerçek başlıklarını okuduğunuzda ilk başta bütünlük kuramasanız da sayfalar aktıkça anlıyorsunuz. Kitap boyunca Nur’un yaptıklarına çok kızdım. Bir amaca hizmet ediyordu ama ben Yasef’e yaptıklarını hiç sevmedim. Bazı yerlerde Yasef beni kızdırdı ama kitabın sonlarına doğru ona hak verdim. Yasef Nur’u ilk gördüğü kapı eşiğinden beri sevdi. Hem de çok sevdi.

Bende romanı sevdim. Yazarın benzetmeleri çok güzel buldum. Hele bir paragrafta anlattığı kadın ve erkek oluşumu vardı; ona bayıldım. Belki bir ara alıntı şeklinde yazar paylaşırım. İnsan psikolojisinin insanda nelere yol açtığını anlatan, benzetmeler ve bence gerçek olgularla bütünleşmiş bir roman Buğu. 


Romanın sonunda yazarla  Buğu üzerine yapılmış olan röportajı okuyorsunuz ve Buğu’nun çıkış hikayesini öğreniyorsunuz.

Kısacık ama etkileyici. Ben çok etkilendim. Uzun süre sonra bu tür bana oldukça iyi geldi ve ne zamandır Zweig okumadığımı hatırlattı.  

Son söz olarak, yazarın az da geçmişini okuduğumda basılmış çok kitabı olduğunu gördüm. Bir ara onlara da bakmayı düşünüyorum.

Yazarı ve kitabı bana tanıtan kitap arkadaşıma teşekkür ederim.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder