5 Temmuz 2018 Perşembe

Kolay Basit Muzlu Muffin




Merhabalar

Geçen hafta oğlumu sünnet ettirdim. Oğlumla daha çok vakit geçirmek ve yanında olmak için dört gün izin alıp yanında kaldım.

Tabi bu arada Berke'nin istekleri hiç bitmedi. Çizgi film seyrederken muzlu kek görmüş. Benden de ona yapmamı istedi. Bende en kolay tarifi bulup yaptım.

Nasıl mı?

Hadi başlayalım:)

  • 2 adet muz 
  • 1 yumurta 
  • yarım su bardağı süt 
  • yarım su bardağı ayçicek yağı 
  • yarım çay bardağı toz şeker 
  • 1,5 su bardağı un 
  • yarım çay kaşığı tarçın 
  • 1 adet vanilya ve kabartma tozu 




İlk önce kuru malzemeleri bir kabın içine alıp karıştırdım. Ayrı bir kapta muzları ezip, yine ayrı bir yerde çırpmış olduğum yumurtayı ekledim. Sonrasında süt, şeker ve sıvı yağı ekledikten sonra kuru malzemelerin içine kattım ve çok havasını öldürmeden karıştırdım.  Hafif sıvı yağ eklediğim kalıplarının içine bir parmak eksik kek harcını paylaştırdım.  Bazılarının içine dilimlenmiş muz bile koydum. 

Sonuç mu? Evi saran mis gibi tarçın kokusu ve muz kokusu eşliğinde kabarmış 12 adet muffinim oldu. 

Berke'nin canı o kadar çok istemiş ki üç tane anında götürdü. Ben yumuşak ve puf puf oluşuna bayıldım. muffin kağıdı kullanmadığım halde kalıptan çok rahatlıkla çıkardım. 



İki gün sonra benim sıpa tekrar muzlu kek dediğinde yeniden yaptım ama biraz tarifi değişiklik kattım. Bu sefer tek muz, bir su bardağına yakın fındık içi kullandım. Üzerlerine ne kesilmiş çikolata koydum. 

Yapmak isterseniz sizde tercihlerinizi değiştirip farklı seçenekler sunabilirsiniz. 

Bu kolay, son derece lezzetli muffin tarifini Özgenin Oltası'ından aldım. Orijinal tarif için sitesine bakabilirsiniz. 

Şimdiden afiyet olsun diyeyim mi? 

Eğer yapıp denerseniz bana yorum olarak dönmenizi rica ederim:))) 

2 Temmuz 2018 Pazartesi

Hayalin Yetmez Kitap Yorumu



Bay Brocmann ruh halinin bozuk olduğu bir günde açık hava ihtiyacı hissederek sakin bir yere gitmek ister. Şehir merkezinde sakin bir parkta kafa dinlerken tatlı tatlı gelen kahkaha sesleri kulak kabartınca hayalin yetmeyeceği bir yolculuğa çıkar.

Minik bir kedi ile didişen koca gözlüklü kızı göz hapsine alır ve bilinmeyene doğru yola çıkar. Kızdan çok etkilenen Leon kızın apar topar kalkıp gittiğini görünce peşine sağ kolu Matthew'i takar ve onu takip etmesini ve hakkında bilgi almasını ister.

Hayatını değiştirecek adamdan habersiz bambaşka bir dünya ait olan Elizabeth kendi başına yaşayıp giderken olacaklardan habersizdir.

Adım adım içine işleyecek bir romandan açıklama bu kadar demek istiyorum. Kitabın kapağı ve adının neden hayalin yetmez olduğunu okuyunca anladım. Leon'a hayran kaldım. Elizabeth çok ama çok sevdim. Hele Alex ve Elonor onları tanıyınca çok mutlu oldum.

382 sayfa sığdırılmış, aşılması zor bir kültür ve ananeler varken varlığından haberi olmayan bir kadın için tüm hayatını değiştirmeye çalışan koca yürekli bir aşk adamının hikayesini beni büyüledi. Hele de kan bağı olmayan bir arkadaşın kardeş gibi arkadaşının yardımına koşmasın okurken duygularım alt üst oldu.

Sinem Hanım sayfalarda döktüğü onca cümle ve kelimeye ayrı bir can vererek, kız çocuklarına yapılan ötekileştirmeyi  en naif, bazen sert dille eleştirmiş. Anne ve babanın sorumluluklarını, toplum karmaşasını bazen bir savaş olarak değerlendirmiş. İçinde bulunduğumuz karmaşaya atıfta bulunmuş.

Ve anlatamadığım bir sürü şey. Hepsi bir ortaya gelince tadından yenmez bir roman ortaya çıkmış. Yazarı bana tanıtan sevdiren değerli arkadaşım Kübra'ya çok teşekkür ederim. Kalemini sevdiğim bir Türk Yazar daha edindim. Bu ve Denize Karşı kitabını kesinlikle öneririm. Yazarın naif kalemi ile mutlaka tanışın isterim.

Yayın evine bir sorum var. Romanda bolca geçen "eket" ne demek? Yazım hatası bence . Bir kere yapıldığında anlayışla karşılanabilir ama çok kez olunca sevimsiz oluyor.

Yazarım kalemize sağlık. Romanınızı çok severek okudum.

26 Haziran 2018 Salı

Kötülük Tohumları Kitap Yorumu




Katiller Çetesi 4, kitabı Kötülük Tohumlar’ından sahneye gizemi ile Nora Kesler çıkıyor.

İzabeli’in manevi annesinin Dina’nın kaçırılması ile macera başlıyor. Korunduğu evden kaçırıldığını anlayan ekip bir not bulur ve Dina’nın peşine düşerler. Kaçırılan sadece Bayan Gregory değildir.

Bırakılan notun peşine düşen örgüt üyeleri karşılarında dimdik bir kadın bulurlar. Nora Kesler

Nora’nin tek bir isteği vardır ve bu istek 48 saat içinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Yoksa tüm rehineler ölecektir.

Nora’nın amacı, ekip üyelerinin herkesten sakladığı bir sırrı öğrenmektir.
Zaman azdır ve itiraflar ardı ardına başlar.

Okuyan bilir, okumayana da fazla detay vermeden kendi görüşümü anlatırsam; yine tek nefeste soluksuz okudum. 

Başlar başlamaz 105 sayfa geride kalmıştı ve devamını getirmek için zamanı kovaladım.

Nora’nın aklını, stratejisini, yaptığı manipülasyonları çok beğendim. Akıl oyunları çok iyiydi. Kurgu yine heyecan dolu dolu ilerledi. İtiraflar ardı ardına patlayınca karakterlerin önemli sırlarını da öğrendik. Beni Niklas şaşırtırken, İzabel bazen sinir etti. Kıskançlık ve hırçın halleri tavan yaparken, kendi iç dünyasında öz güvenini tartışmasını da ayrıca çok üzüldüm.  Fredric’in ortaya çıkmasını sürekli beklerken, Victor’n yine o akıllı cool hallerine bayıldım.

Nora? 
Bence baştan sona mükemmeldi. Kendinden emin akıllı kadının hali bir başka. Herkesi şaşırtmayı başardı mı? Bence evet ve seriye bambaşka bir yön verdi.

Yazar seyre yeni soluk ve yeni karakter getirmekle çok iyi yapmış. Seri okutuyor kendini.

Bu seriyi seviyorum. Sizde sevenlerden misiniz?



18 Haziran 2018 Pazartesi

Ölene Dek Beraberiz Kitap Yorumu




Onu önemsemekten vazgeçtiğimi de hiç sanmıyordum. Delice geliyordu, biliyordum üstünden on yıl geçmişti. Ama bazen, birine bu kadar değer verince,  ne olursa olsun bu duygudan vazgeçilmediğine inanıyordum."


Damat olarak ün salmış bir seri katilin elinden kurtulmayı başaran tek kadındır Sasha. Kurbanını elinden kaçırmayı kendine yediremeyen Damat kendi boğazını keserek hayatına son verir. 

Hem ruhen hem de fiziken ağır darbeler alan  Sasha annesini, çok sevdiği arkadaşı Marende’yı ve sevgili Cole’yi ardında bırakarak gider. 

On yıl geçer ve tekrar kasabasına geri dönen Sasha, dönmesiyle birlikte geçmişin gölgesi üstüne yeniden çöker. 

Daha geldiği gece aracının camları kırılır ve olaylar başlanır. Sasha ne kadar yaşananları geçmişe bağlamamak istemese de olaylar ardı ardına gelmeye başlar. Biri veya birileri geçmişi ile ilgili Sasha’ya zarar vermek ister. Ama kim? 

Roman baştan sizi içine çok fena çekiyor. Hızlı okunuyor. İlk başlarda Sasha’nın yaşadığı korkunç günlerden kalan kötü anıları okuyor, yaşadığı cinsel istismarın, dayakların acısını yüzünüzü buruşturarak okuyorsunuz. 

Bu üzüntülü sayfaların arasında çıkıp gelen gençlik aşkı Cole romanı bambaşka tarafa çekiyor. Sasha’nın karşısına çıkıyor, yanında durarak onu sahipleniyor sıcacık seviyor, koruyup kolluyor. 

Onların On yıl sonra yeniden bir araya gelerek yüzleşmelerin olduğu sayfalar çok güzel ilerliyor. Romanda bir güzel şey oluyor bir kötü.

Saaha’nın peşini aksilikler hiç bırakmıyor. Cole sürekli  çözüm bulmaya çalışıyor ve kitabın son sayfalarına kadar bu heyecan hep devam ediyor. 

Sonunu farklı tahmin etsem de kafamdaki o isim hep o kişi yanlış dedi ve yanılmadığımı anladım. He şeyin çözüldüğü san yaprakları heyecanlanarak okudum. 

Uzun zaman sonra beni biraz geren, ayrıca çok beğenmemi sağlayan heyecanlı bir kitap oldu Ölene Dek Beraberiz.  

Son sözüm romanla çok güzel uyum sağlayan kitabın kapağı. Neden böyle bir kapak tasarımı yapıldığı kitabın o güzel sayfalarında yazılı.


8 Haziran 2018 Cuma

Lacivert&Safir Kitap Yorumu




“Laciverti hiş bu kadar savunmasız görmemiştim
Sarhoştu!
Lacivert’in sarhoş olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi.
Nasıl bir adama aşık olduğunu bile bilmiyorsun, Deirdre? Sana hiçbir şey veremeyecek, senin gibi sevemeyecek bozuk bir adamım ben!”


Seri kitap okumayı sevmiyorum. Ben sabırsızım ve okuduğum kitapta mutlaka sona ulaşmam lazım. O yüzden seri kitap bana göre değil. Lacivert Safir’bir seri kitabı. Veee çok kötü şekilde bitti ve ben şimdi üçüncü kitabı nasıl bekleyeceğim?

Yoruma tersten başladım. Farkındayım. Ama aklım hala sonda kalmış durumda. Ters köşe yapılmış sonları seviyorum. Bu cümlemde romanı ne kadar sevdiğimin bir özeti aslında.
Safir’i yorumlarken ne dersem spoi olacağından yüzeysel ve derin bir açıklama yapmak istiyorum. 

Birinci kitapta gönülleri feth eden Lacivert’in mükemmelliği kat be kat devam ederken, Beren’in kendine olan güveni, hisleri çok yükseğe çıkıyor.  Bir Beren olmak, Lacivert’in yanı başında durmak isteyebilirsiniz. İtiraf edeyim ben istedim. Gizli ajan olmak Lacivert’in yardımcısı rolüne bürünmek ve her görevden başarılı ayrılmak… İnanılmaz güzel.

Teknolojinin ve hayal gücünün kurgunun üst notalarını hissettiğim romanda son derece temiz bir aşk var.  Hele Jemes’in sarhoş oluğu gecede kendini anlatması ciğerimi dağladı da dağladı. Benimle birlikte Beren’de dağlandı. Nasıl da güzel sevmek, nasıl da sahiplenilmek, nasıl da değer verilmek? Ah James ne güzel seviyorsun sen Beren'i 

Yazar çok güzel iki karaktere can vermiş. Hayal değil gerçek gibi. Sizden, bizden biri olmuşlar. Çok sevdim, çok beğendim. Sevmediklerim de var tabi ki; o iki sinsiler sizleri parçalayabilirim. 

Bunca olay kitabın gizeminde saklı. 

Okuyunca anlayacaksınız.

Roman çok hızlı ve keyifli okunan türden. Yaşanan olaylar ve hissettirilmeye çalışılan duygular son derece içten ve yalın. Betimlemeleri çok iyi.  Bütünlük ve olayların akışı hep aynı tempoda giderken, her bölümün başında kitapla uyumlu şarkılar ve şarkı sözleri çok harika düşünülmüş detaylar.

Her bölüm sonunda dinlediğim şarkılar bana romanla birlikte ayrı bir keyif verdi.

Kısacası teknolojik ve yenilmez ve delice sahiplenici James ile tutkunun harmanlanmış hali, katıksız seven Beren sizi Safir’de bekliyor.Hadi okuyun!!!!



1 Haziran 2018 Cuma

Kitaplar Kalbimden Vurur & Mim




Merhabalar

Geçenlerde Deeptone Kitaplar Kalbimden Vurur  Mim yazısı yayınladı ve hepimizi de davet etti. Bende katıldım ve kenidmce cevaplarımı sıraladım. Siz de bu Mim'e katılmak isterseniz, sorular oldukça güzel. Bekleriz:)) 


-Okumayı size sevdiren ne oldu?

Bilmiyorum gerçekten. Çok küçükken okumayı sevmiyorum diye hatırlıyorum. Sonralarında bir iki derken iyice ilerledi okuma sevdam. İlk Reşat Nuri'nin kitaplarını okuduğumu hatırlıyorum. Aralarda değişik dergilerim olmuştu.  Benim gençlik zamanlarımda şimdiki gibi bu kadar rahat kitap aldığımızı hatırlamıyorum.  Affetsinler, çok korsan okudum. Çok da kitabımı takasa verdim. Ama şimdi kesinlikle ne kitaplarımı verebiliyorum, nede korsan alıyorum. 


-Hiç bir kitabı sayfalarını çevirerek biriyle okudunuz mu?

Okudum. Okumaz mıyım? Kızımla, çok zaman oğlumla, bir kaç kız arkadaşımla, geçen günde bir paragrafı sevdiğim birine okudum. 


-Yolculuğa giderken yanınıza kaç kitap alırsınız?

Ne kadar süre kalacağıma ilintili olarak bir veya üç tane kitap alabilirim. Çok gezmeli bir yolculuk yapıyorsam, kitap kadar sevdiğim diğer zevkim fotoğraf çekmeyi gerçekleştiririm. 

-Asla okumam dediğiniz kategori nedir?

Genel okuma kültürüm roman. Hemen hemen her türden bir şeyler okumayı seçiyorum. Hep de tarzıma uygun kitaplar seçtiğim içim okuduğum kitapları beğenme olasılığım çok fazla. Ağır siyaset içerikli ve kendince yorumlanmış dini kitapları okumayı tercih etmiyorum. Ön yargılı yaklaşmıyorum ama uzak duruyorum. 

-Kitapları renklerine göre mi, alfabeye göre mi sıralarsınız?

Her ikisi de değil. Genelde boylarına gör. Bazen çiltli, çiltsiz olarak, bazen de rahat bulabilmek içim yazara göre sıralama yapabilirim. Arada renk uyumuna dikkat etmeye çalışırım. 

-Okurken size eşlik edecek bir hayvan ister miydiniz?

İsterdim. Bir kedi veya köpek. Kendi köpeğimiz kaybolduktan sonra bir daha hayvan beslemedim. Onun olmayışı büyük bir yıkıntı oluyor.  Okurken bana eşlik eden en güzel şey müzik dinlemek. 

31 Mayıs 2018 Perşembe

Dirilen Sevgili Kitap Yorumu



Merhabalar

Aristokların önemli kızlarından olan Bella kaçırlmış ve öldüğü sanılmaktadır.

Bir sivilin tarifi ile kardeşlik tarafından Bella bulunur ve ait olduğu eve geri getirilir. Bu kurtarma planında Zsadist'in etkisi de rölü de çok fazladır. İşte kitaba adını veren olaylar Bella'nın kurtulmasında sonra başlar.

Roman kanı bol olan bir vampir romanı değil. Roman yaralanmış derin ve sarsıtıcı izlere tanık olmuş iki sevdalının  hikayesi. Bellanın tutsakken yaşadıklarını okurken Kırıcı'yı yolmak istedim. Saplantısı yüzünden Bella'ya çok ağır işkenceler yaptı. Karnına adını kazımak da neyin nesi? Hele göz kapaklarındaki dikişler? Okurken beni benden aldı.

Ama o kadar acı içinde, acı ile kavrulmuş bir adam Zsadist hep Bella'nın yanı başındaydı.
Zsadist...

Acı ile harmanlaşmış, kendinden tiksinen ve kızan koca cüsseli bir adam. Bella'nın yanında narin incecik yaralı bir kuş gibi. Ona kendini layık görmeyip elinle ikiz kardeşini sunabilecek kadar cesur.

Zsadist'in hikayesi çok kötü. Kardeşi Phury onu bulana kadar acı içinde yaşanan yüzyıllık bir kölelik.
Ne oluyor? İki yürek bir oluyor ve Zsadist Bella'nın aşkı sayesinde kendini buluyor, iyileşiyor, seviyor seviliyor.

Kitap çok akıcı. Konu bütünlüğü ve bölüm geçişleri çok iyi. Serinin üçüncü kitabı ama tek başına da keyifle okunabilecek yapıda. Tamamen yetişkin türünde yazılmış olan Dirilen Sevgili benim sevdiğim türde kitaplar arasında yerini aldı. Bakalım sonraki kitap da ki karakterlerimizi neler bekliyor olacak?



Okumuş olduğum tüm kitapların yorumlarımı instagram sayfamdan takip edebilisiniz